BEN TEBESÜM TAŞIMAYAN İNSANAİNSAN DEMEM
İNSAN DEDİĞİN
YÜZÜNDE GÜL BENZERİ
TEBESSÜM DOĞURANDIR
SENDİN YA DA TASVİR ETTİĞİM
HAYKIR GÜZELLİĞİNİ İNSANLARA
GÖRMELİLER
TANIMALILAR SENİ...
ÇINLATMALISIN SOKAKLARI
SEVECEN YIRTIK SEVGİLERLE...
ÇOCUĞUN... ÇOCUKLARIN...
SANA BENZEMELİ
YOĞURMALISIN ONLARI SENDEN HAMURLARLA
SEN OLMALILAR
GÜLEMEYENLER...
VE DİĞERLERİ...
Evet tebessüm... Askerlik yıllarımda yazdığım kısa ama gülücüklü dizelerle başlayayım istedim. Pantolonun biraz sıkıyorsa, yani toksan, Hala sana gölge yapan bir güneşin varsa...
Hala gülümseme şansın var demektir. Önce kendinle başlayacaksın işe; aynaya gülümseyeceksin, sonra çevrendeki en yakın insana döneceksin tebessüm açan o çehreyi. Durmak ya da pes etmek yok, çevrendeki diğer insanlarla devam edeceksin yola, yine de durmayacaksın; yolda saat soran çocukla, pamuk eller cebe diyen dolmuşçuyla, o gece senin bu gece benim dolaşan eli şaraplı park sakinleriyle, omuz attıktan sonra önüne baksana kardeşim diyen sevilebilir magandayla, sana yüzünü dönüp fark edilmeyi bekleyen papatyalarla sürdüreceksin...
Ne çok ihtiyacımız var değil mi? Ne çok açız... Sevgiye, dostluğa, tebessüme... Yılmaz Güney der ya hani; “Kavgayı, bir yaprağın üzerine yazmak isterdim sonbahar gelsin yaprak dökülsün diye... Öfkeyi, bir bulutun üzerine yazmak isterdim yağmur yağsın bulut yok olsun diye Nefreti, karların üzerine yazmak isterdim güneş açsın karlar erisin diye ...Ve dostluğu ve sevgiyi, yeni doğmuş tüm bebeklerin yüreğine yazmak isterdim onlarla birlikte büyüsün bütün dünyayı sarsın diye”. Evet gülen bir dünya yaratamayız, ama dünyaya gülümsemek elimizde.
Hep verecek bir gülücüğümüz vardır. Her zaman vereceğiniz bir gülücüğünüz olması dileğiyle...
0 yorum:
Yorum Gönder