memleketsin... doruk sevdasına karşılık... ilmek ilmek türkü uzaklığında... ve çam kokusu ve insan kılığında... Lazların en asisi, Gürcülüğün bilgeliğisin... Hemşinlisin dağları mesken tutansın...

18 Ocak 2008 Cuma

Gündemdekiler ve Gündemsiz Yaşayanlar…

Gündem sürekli değişedursun… Varsın bir Irak, bir Amerika, bir Cumhurbaşkanı’nın su içmesi ya da Sosyetik kavgalar olsun gündem… Bütün kapıları kapadığınız, dışladığınız engelli ve psikolojik-ruhsal sıkıntısı olan bireylere gündem sırası hiç gelmesin varsın… Her gün hiçe sayılarak sosyal-duygusal katliama uğrayan 8,5 milyon kişiyi hiç konuşmayalım…
Pek çok yerde olduğu gibi, kendi toplumumuzda da zihinsel engellilere ve psikiyatrik tedavi görenlere karşı geliştirilen ön yargı, tüm bu problemlerin temelindeki asıl neden. Buna neden olan bir diğer temel etken ise ekonomik zorluklar. Önyargıların yarattığı ayrımcı muameleler, kişiler arasındaki insani bağı kopartarak ötekine bir eşya muamelesi yapmayı kolaylaştırıyor. Bu ayrımcı muameleler, kimi zaman kurumsal boyutta da gerçekleşebiliyor ve onarılması çok zor, hatta mümkün olmayan acılara yol açabiliyor. (Yetiştirme ve Bakım Yurtlarında dayak vukuları, Psikiyatri polikliniklerinde olanlar gibi..)
Türkiye Özürlüler Araştırması geçici sonuçlarına göre, nüfusun yüzde 12.29'unu, yani yaklaşık 8,5 milyonunu özürlüler oluşturuyor. . Özürlülerin 3 milyon 783 bin 197'si erkek, 4 milyon 648 bin 740'ı kadın. Erkek özürlülerin toplam nüfusa oranı yüzde 11,1, kadın özürlülerin oranı ise 13,4. Özürlü nüfusun bölgelere göre dağılımında da farklılıklara var. Buna göre, en çok özürlü Marmara Bölgesi'nde bulunurken, en az özürlü Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yaşıyor. Marmara Bölgesi'ndeki nüfusun yüzde 13,1’i özürlüyken, bu oran Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yüzde 9,9 olarak belirlendi. Özürlü nüfusun yüzde 12.69'u kentlerde, yüzde 11.67'si ise kırsal kesimde yaşıyor. Özürlü nüfusun yüzde 1.25'ini ortopedik özürlüler, yüzde 0. 38'ini dil ve konuşma özürlüler, yüzde 0.60'ını görme özürlüler, yüzde 0.37'sini işitme özürlüler, yüzde 0. 48'ini zihinsel özürlüler oluşturuyor. Diğer tür özürler ise özürlü nüfusun yüzde 9,7’si. Bugün, psikiyatrik tedavi görenlerin (veya göremeyenlerin) sayısal verilerine ulaşmak neredeyse imkânsız. Düzenli verilerin olmayışı dahi, şüphelerin konunun üzerinde toplanması için yeterli gerekçe sayılabilir. Ayrıca, uzmanlar tarafından da öngörüldüğü üzere, zihinsel engelli olan veya psikiyatrik tedavi gören kişilerin, kendilerini olası tacizlerden koruma şansı çok düşük. Tüm bu veriler, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önündeki yargılamalarda, Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi gereği pek çok kere mahkûm olduğu gerçeği ile birleştiğinde şüphelerin yersiz olmadığı aşikâr.
Özürlülere yönelik Birleşmiş Millet Örgütü’nün 9 Aralık 1975 tarih ve 3447 sayılı kararı ile “Özürlü Kişilerin Haklarına Dair Bildiri” yayınlanmıştır. Bu Bildiri’de, “Özürlü kişi” şu şekilde tanımlanmıştır: “Özürlü kişi terimi, fiziksel ve zihinsel yeteneklerinde doğuştan veya sonradan meydana gelen yoksunlukların sonucu olarak, kısmen veya tamamen, kendi başına normal bireysel ve/veya sosyal yaşamı yaşayamayan kişileri ifade eder.”
Bildirgede özürlülere ilişkin şu haklara yer verilmektedir:
İnsanlık onurlarına saygı gösterilmesi (md.3)
Aynı yaştaki vatandaşlar ile aynı temel haklara sahip olma (md.3)
Mümkün olduğu kadar normal ve tam bir insan gibi nezih bir hayat yaşama (md.3)
Mümkün olduğu kadar kendilerini yeter hale getirecek tedbirlerin alınmasını isteme (md.4)
Protez ve ortopedik araçlar da dahil, tıbbi ve sosyal rehabilitasyon, eğitim, mesleki öğrenim ve rehabilitasyon, yardım, danışmanlık, barınma hizmetleri ile diğer hizmetler gibi tıbbi, psikolojik ve işlevsellik muamelesi görme (md. 6)
Ekonomik ve sosyal güvenlik ile yaşamlarını nezih bir düzeyde sürdürme; kabiliyetleri ölçüsünde çalışma veya yararlı, üretici ve kazanç sağlayıcı bir meslek icra etme ve sendikalara katılma (md. 7)
Ekonomik ve sosyal planlamanın her aşamasında özel ihtiyaçlarının dikkate alınmasını isteme (md. 8)
Kendi aileleri veya bakıcı aileler ile birlikte yaşamak ve her türlü sosyal, yaratıcı veya eğlendirici faaliyetlere katılma (md.9)
Hiçbir özürlü kişi, ikameti ile ilgili olarak farklı bir muameleye tabi tutulamaz (md.9)

Özürlü kişiler bütün istismarlara, ayrımcı, kötüye kullanıcı veya onur kırıcı nitelikteki bütün düzenlemelere ve muamelelere karşı korunur (md.10)
Hukuki yardıma ihtiyaç duyduklarında kendilerine hukuki yardım yapılır ve onlara karşı bir dava açılmışsa uygulanacak olan usul, kendilerinin fiziksel ve zihinsel şartlarını tam olarak dikkate alır (md.11)
Özürlü kişilerin haklarını ilgilendiren bütün konularda, özürlü kişilerin örgütleri ile yararlı olacak biçimde istişare edilir (md. 12)
Özürlü kişiler, onların aileleri ve yaşadıkları çevre, bu Bildiri’de yer alan haklardan her türlü uygun vasıta ile bilgilendirilir (md. 13).
Türkiye’de özürlü haklarına ilişkin çeşitli kanunlarda hükümler bulunmakla birlikte, özürlülerin durumunu doğrudan düzenleyen Özürlüler Hakkında 1.7.2005 ve 5378 sayılı Kanun bulunmaktadır. Bu Kanun’un amacı, “özürlülüğün önlenmesi, özürlülerin sağlık, eğitim, rehabilitasyon, istihdam, bakım ve sosyal güvenliğine ilişkin sorunların çözümü ile her bakımdan gelişmelerini ve önlerindeki engelleri kaldırmayı sağlayacak tedbirleri alarak topluma katılımlarını sağlamak ve bu hizmetlerin koordinasyonu için gerekli düzenlemeleri yapmaktır.” (md.1). Kanunun 3. maddesinde özürlü kavramı yukarıda ki tanım ile aynı tanımlanmıştır.
Bu Kanunun 4. maddesinde özürlü haklarına ilişkin şu genel esaslara yer verilmiştir:
Devlet, insan onur ve haysiyetinin dokunulmazlığı temelinde, özürlülerin ve özürlülüğün her tür istismarına karşı sosyal politikalar geliştirir.
Özürlüler aleyhine ayrımcılık yapılamaz; ayrımcılıkla mücadele özürlülere yönelik politikaların temel esasıdır.
Özürlülere yönelik olarak alınacak kararlarda ve verilecek hizmetlerde özürlülerin, ailelerinin ve gönüllü kuruluşların katılımı sağlanır.
Özürlülere yönelik hizmetlerin sunumunda aile bütünlüğünün korunması esastır;
Kurum ve kuruluşlarca özürlülere yönelik mevzuat düzenlemelerinde Özürlüler İdaresi Başkanlığının görüşünün alınması zorunludur.

Ne de güzel duruyor kâğıt üzerinde bütün bunlar değil mi? Biz elimizden geleni yaptık, bütün dünyada ki özürlülerin sahip olduğu her kazanıma sizlerde sahipsiniz derler sorsanız. Hala “Hak Verilmez, Alınır” diyorlar… Hala meme için ağlamanı bekliyorlar… Ağla o zaman!

Hiç yorum yok: