Övünülerek başlanır lafa “Ben Karadenizliyim”. Öteden beridir, bu kadar çok farklı kimliğin (Kolhlar, Hititler, Urartular, Miletliler, Kimmerler, İskitler, Gürcüler, Romalılar, Rumlar, Persler, Türkler vs.) yerleşmiş-yaşamış-etkide bulunmuş olmasına rağmen “Karadenizlilik” ten bahsedilir durulur.
Mağrurdur Karadenizli, başı diktir, liderdir. Yamaçlarından olsa gerek koşar gibidir sürekli insanları, hızlıdır. Nerde olsa fark edilir Karadenizli. Suyu serttir kendi merttir kısaca!
Dünyanın neresine giderseniz gidin, bir Karadenizliyi çok zorlanmadan fark edersiniz. Ne antropologa ne de bir halk bilimciye ihtiyaç duymazsınız; Girdiği her ortamda hemen fark edilir. Bunun için çok şey yapmasına gerek yoktur aslında, doğal bir özelliktir ve bu kendiliğinden ortaya çıkar.
Hayatının en önemli işine koşuşturuyormuşçasına hızlı-seri adımlarından, çevresinde var olan herkese zoraki kendini dinleten yüksek sesli konuşmalarından, ağız dolusu neşeli kahkahalarından, dilinin ucunda fırlamaya hazırlanmış bomba niteliğinde çokça hazır-cevabıyla, gülmelerin en keyiflilerine tanık olduğunuz bir kalabalığın tam ortasında bir şeyler anlatışıyla, her şeye müdahil ettiği ve her şeye soktuğu için uzun olan burnundan ve bildiği bütün dillere-şivelere-aksanlara inat “Karadenizlice” konuşmasından tanırsınız...
Bundandır “Karadenizliyim” diye cevapladığınız her sorunun karşılığında bir tebessüm almanız… Bundandır başlı başına bir güven unsuru olmaya yeten Karadenizlilik imajı…
Tarihsel süreçte o kadar çok kimliğin, bir o kadar kültür ve dilin yaşadığı bir yerde böylesine tek bir kimlik oluşturulabilmiş olması, birlikte yaşama ve farklılıklara değer vermenin birebir göstergesidir. Bunun başka bir açıklamasını yapabilecek olan varsa buyursun yapsın ama ben mantıklı açıklamanın ancak bu olabileceği kanaatindeyim.
Peki ya Türkiyelilik…
Henüz başarılamadı ne yazık ki. Etnik ayrımcılıklarla, kimlik kavgalarıyla, abartılmış ırkçı obsesyonlarla cebelleşmekten zaman bulunamamış.
Oysaki ne çok benzeşiyoruz, ne çok sinmişiz birbirimize kokularımızla… “Hepimiz” olmuşuz da farkında değiliz…
Biz “Karadenizli” olabildik, bunca farklılıklara rağmen, neden “Türkiyeli” olamayalım!
Gökkuşağı gibi olsak hani… Sonra adına da desek “HALKKUŞAĞI” olmaz mı?
memleketsin... doruk sevdasına karşılık... ilmek ilmek türkü uzaklığında... ve çam kokusu ve insan kılığında... Lazların en asisi, Gürcülüğün bilgeliğisin... Hemşinlisin dağları mesken tutansın...
22 Eylül 2007 Cumartesi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)